Vakit Öğütücü

20/9/2008 - mizah başka birşey...












Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/9/2008 - Nişanlılık nedir amcaoğlu

Oniki yaşındaki oğlan ondört yaşındaki amcaoğluna
soruyor:
- Abi ablam nişanlanıyor biliyorsun…
- Yaz sonu nikah varmış, bizim evde de konuşuyorlardı. >
- Ben sana bir şey sormak istiyorum…
- Söyle…
- Bu nişan dedikleri ne? Evde sordum, ‘Eh evlenecekler
işte’ diyorlar ama nişanlanınca ne oluyor, onu anlayabilmiş değilim.
- Hıııım… Zor soru, bak ben sana bir örnekle anlatayım…
- Dinliyorum.
- Diyelim ki Şubat’ta yarıyıl karnesini aldın, hepsini pekiyi getirdin.
Sana
bir bisiklet alıyorlar ve ‘Haziran’da bütün dersleri pekiyi getir, sınıfı
geç, bu bisiklet senin’ diyorlar. İşte Şubat ile Haziran arasındaki o süre
var ya, bisiklet senin ama binemiyorsun; o süreye ‘nişanlılık dönemi’
deniyor.
- Haa şimdi anladım, bisikletin var, evde duruyor; sen ona bakıyorsun o sana
bakıyor; ama binemiyorsun ta ki sınıfı geçene kadar.
- Peki dokunmaya izin var mı?
- Vallahi onu ben de tam bilemiyorum; binmek kesinkes yasak da, galiba
ziliyle oynayabiliyorsun!..

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/9/2008 - Kenelere çözüm bulundu meğer herkes biliyomuş çözümünü

“Dünyada kene yakalamada yoğun olarak kullanılan sıfır maliyetli yöntem, Türkiye’de malesef bilinmiyor”

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığıyla ülke gündemine gelen keneleri yakalamada ”bayrak yöntemi” ile başarı sağlandığı bildirildi.

Ziraat Yüksek Mühendisi ve Böcek Uzmanı Derya Ulaşoğlu, yaptığı açıklamada, Türkiye’de yaygın olarak görülen ve çok sayıda insanın ölümüne yol açan KKKA gibi çeşitli hastalıkların etkenini taşıyan kenelerin, etkisiz hale getirilmesi amacıyla çeşitli yöntemlerin denendiğini belirtti.

Kenelere karşı ilaçlama uygulamasından önce, açık arazide kene aktivitesi tespitinin yapılması gerektiğini ifade eden Ulaşoğlu, ”Kene tespitinde etkili bir yol bayrak yöntemidir. Yöntem, bir çubuğa takılı havlunun, bahçedeki yeşilliğin üzerinde gezdirilmesinden oluşuyor. Keneler, hareket halindeki havlunun canlı olduğu izlenimiyle havluya tutunuyorlar. Dünyada kene mücadelesinde yoğun olarak kullanılan sıfır maliyetli bayrak yöntemi, Türkiye’de maalesef bilinmiyor” dedi.

Uygulama sırasında kenelerin kıyafetlere tırmanmaması ve kayganlık sağlanması amacıyla bacağın diz altından itibaren koli bandı ile sarılmasının önem taşıdığına dikkati çeken Ulaşoğlu, şöyle konuştu:

”Korunmak amacıyla koli bandı ile sarılan ayaklara, etkisi kanıtlanmış ‘repellent’ (uzaklaştırıcı) de sıkılması gerekiyor. Üzerinde ‘repellent’ yerine ‘insektisid’ (böcek ilacı) yazan ürünler kesinlikle kıyafetlere dahi sıkılmamalıdır. Beyaz renkli havlu, keneleri daha çok çekecektir. Her 10 metrede havlu kontrol edilmeli, havluya yapışan keneler tür teşhisi için uzmana gönderilmek üzere kapalı kutuya alınmalıdır. Havluya çok sayıda farklı tür kene yapışabilmektedir. KKKA hastalığına neden olan nairovirüs etkenini taşıyan türler bu yöntemle yakalanabilir, ancak ota tutunmayan bir tür olan ‘Hyalomma spp’ için yaygınlaşmaya başlayan kuru buz yöntemi uygulanabilir.

Sivas’ta bayrak yöntemi ile yapılan deneylerde çok sayıda keneyi yakaladıklarını vurgulayan Ulaşoğlu, maliyeti bulunmayan bu uygulamayı, bahçesi bulunanların rahatlıkla deneyebileceğini kaydetti.

Kene riskinin en yoğun döneminin mart ile kasım ayları arasında olduğunu, ancak Güney Afrika’da bu sürenin tüm mevsimlere yayıldığını ifade eden Ulaşoğlu, ”Kene ısırma vakalarının bahar ve yaz mevsimlerinde yoğun olmasına karşın, kış aylarında da görülebileceği dikkate alınarak, kış mevsiminde de korunma tedbirleri sürdürülmelidir” şeklinde konuştu.

Ulaşoğlu, son dönemde KKKA hastalığında görülen artış nedeniyle yaz aylarında çok sayıda insanın kene kontrolü için ilaçlama yöntemine başvurduğunu söyledi.

Kene korkusu ile ilaçlama yaptırılmasının yanlış olduğunu ifade eden Ulaşoğlu, sadece kene aktivitesi bulunan ortamlarda ilaçlama yapılması gerektiğini kaydetti.

Kene mücadelesinde insektisid (böcek ilacı) uygulanmasının ardından 24 ila 48 saat arasında değişen bahçeye tekrar giriş süresine uyulmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Ulaşoğlu, ”Kullanılan insektisidlerin aktif maddesi permethrin, deltamethrin, carbaryl ve cyfluthrin olabilir” diye konuştu.

AA

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/9/2008 - Asker mektubu vaktiyle delikanlının biri evlendiken hemen sonra&

Vaktiyle delikanlinin biri evlendikten kısa bir sure sonra askere gitmiş. Biraz zaman geçince, acaba ‘eşim hamile kaldı mı’ diye merak eder olmuş. Rüyalarına giriyor.. Ama nasıl öğrenecek?

Eşi okuma yazma bilmiyor. Mektup evde okunur. Açıktan soramaz….

Normal bir mektup yazmiş hane halkına hitaben.

Nasılsınız, sizleri, köyü özledim vs.

Mektubun sonuna da bir dörtlük eklemiş:

Yürü mektubum yürü,

Düşü hayra yor da gel.

1 idik 2 olduk,

3 olduk mu sor da gel.

Mektup evde okunmuş. Uyanik baba oğlunun ne demek istedigini anlayarak

cevap mektubunun sonuna bir dörtlük eklemiş:

Mektubun iyi mektup,

Böyle mektup gene yaz.

Tarlan ürün vermedi,

İzinli gel, gene kaz’

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/9/2008 - Çay nasıl yapılır nasıl saklanmalı çayın faydaları çay kansere f

İYİ ÇAY İÇİN BİR KAÇ ÖNERİ
Çay olmazsa olmazımızdır.. Ama iyi demlenirse. Bunun için de şartları var.
İşte iyi çay demlemenin altın kuralları;
Özellikle Türk insanı için sabah kahvaltılarının vazgeçilmezi çayın
aslında bilmediğimiz bir çok özelliği var. Sütsüz ve şekersiz alındığı
sürece kalorisi olmayan çay, vücudun su dengesinin korur, kahveden çok daha
canlandırıcı ve tazeleyicidir..

ÇAYIN KİMYASI
Camelia Sinensis bitkisinin yaprakları, çaya kendine has koku ve tadını
veren birçok kimyasal madde, amino asitler, karbonhidratlar, mineral
iyonları, kafein ve polifenolik bileşimler içerir. Ayrıca % 75-80 oranında
su içerirler; ki bu oran işleme sürecinin ilk soldurma aşamalarında %
60-70′e düşer. “Oolong” ve “siyah çay” işlemenin mayalanma (veya oksitlenme)
aşamasında, polifenolik flavanoller (veya katekinler) havadaki oksijenle
oksitlenerek o benzersiz tad ve rengi yaratırlar. Kavurma (veya kurutma)
işlemi, oksidasyona neden olan enzimi etkisiz kılar ve hatta içinde bulunan
su oranını % 3′e düşürür.

cay1 Çay nasıl yapılır nasıl saklanmalı çayın faydaları çay kansere faydalımı

Siyah çayın kokusu çok karmaşıktır. Bugüne kadar hidrokarbonlar, alkoller ve
asitler olmak üzere 550′den fazla kimyasal madde tespit edilmiştir. Bunların
çoğu işleme sırasında oluşur ve kimyasal madde kendi önemli özelliklerini
ekkeleyerek, çayı içenin koku alma duyusuyla çayın tadına katkıda bulunur.
Ancak tad, esas olarak çeşitli (çok yaygın ama hatalı olarak tanen diye
bilinen) polifenolik bileşimlerin kafeinle değişime uğraması sonucu ortaya
çıkar.

KAFEİNDEN ÇEKİNENE YEŞİL ÇAY
Kafein, çayın en önemli bileşenlerinden biridir. Hafif bir uyarıcı olarak
hareket eder ve midedeki sindirim sağlayan suların faaliyetini artırır. Her
tip çay -yeşil, Oolong, siyah- farklı miktarlarda kafein içerir.
Yeşil çayda Oolong’dakinden daha az kafein vardır. Oolong’daki kafein ise
siyah çaydakinden daha azdır. Genel olarak ortalama bir fincan çay 8,36 mg,
Oolong çayı 12,55 mg ve siyah çay 25-110 mg kafein içerirken, ortalama bir
fincan kahve 60-120 mg kafein içerir. Dolayısıyla kafein alımı konusunda
endişelenenler yeşil çay veya Oolong çayı gibi açık renkli, hafif demli
çaylar tercih etmelidirler. Önemli başka bir nokta da, kahvedeki kafeinin
vücut tarafından çok çabuk emilmesidir. Buna bağlı olarak kahve uyarıcı
etkisiyle kan dolaşımını ve kadiyovasküler faaliyeti hemen artırır. Oysa
çaydaki poliflavanoller emilme hızını yavaşlatır. Kafeinin etkileri daha
yavaş hissedilirken vücutta kalma süresi daha uzun olduğu için çay, kahveden
çok daha canlandırıcı ve tazeleyici bir içecektir.

cay3 Çay nasıl yapılır nasıl saklanmalı çayın faydaları çay kansere faydalımı

ÇAYIN VÜCUDA FAYDALARI
Keşfedildiğinden bu yana çayın, sağlığa yararlı birçok yönü olduğu
düşünülmüştür ve modern araştırmalar da yüzyıllar boyu ileri sürülenlerin
doğru olduğunu göstermektedir. Çayın en önemli özelliği tamamen doğal bir
ürün olması, kokulu çaylardaki çiçek, meyve veya baharatlar hariç hiçbir
yapay renklendirici, koruyucu ve kokulandırıcı içermemesidir. Ayrıca sütsüz
ve şekersiz alındığı sürece kalorisi yoktur ve vücudun su dengesinin
korunmasında önemli bir rol oynar.

Çay doğal olarak florür içerdiği için, diş minesini kuvvetlendirir ve
ağızdaki bakterileri kontrol altında tutarak plak oluşumunu azaltır, diş eti
hastalıklarına karşı koruma oluşturur. Yapılan araştırmalar, hem yeşil hem
de siyah çayların tüketilmesinin kanser riskini -özellikle akciğer, bağırsak
ve cilt kanseri- azaltabileceğini göstermektedir.

KANSER YAPICI HÜCRELERE ENGEL

Siyah çayın bileşenlerinin antioksidan etkisinin olabileceği, kanser yapıcı
hücrelerin oluşmasını engelleyebileceği düşünülmektedir. Geçtiğimiz yıllarda
yapılan çeşitil araştırmalar çayın kalp hastalıkları, felç ve tromboza karşı
olası etkilerini göstermektedir. Çaydaki kafeinin kalp ve dolaşım sistemi
için hafif bir uyarıcı olabileceği ve böylece arteoskleroz (damar sertliği)
olasılığını azaltabileceği düşünülmektedir. Ayrıca çaydaki polifenollerin,
kolekstrolün damarlar tarafından emilmesini ve kan pıhtılarının oluşmasını
engellediğine de inanılmaktadır.

Çaydaki kafein, konsantrasyonu artırabilir, tat ve koku alma duyularını
güçlendirebilir. Çayın hazım sağlayan sıvıları, böbrekler ve karaciğer de
dahil olmak üzere metabolizmayı uyarır. Böylece toksinlerin ve diğer
istenmeyen maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olur.

İYİ ÇAY İÇİN BİRKAÇ ÖNERİ

Su on saniyeden fazla kaynayıp fokurdamamalıdır yoksa gereğinden fazal
oksijen kaybeder. Soğumuş suyu asla yeniden kaynatmamak gerekir.
Demlenmiş çayı porselen çaydanlığa boşaltmadan önce bir kez karıştırın.
Yeşil çay, altlığı olmayan fincanla, siyah çay ise altlıklı fincanla
sunulur.
Demliğin, çaydanlığın ve çay bardaklarının metal olmamaları ve deterjanla
yıkanmamaları gerekir. Metal çaydanlıkta yapılan çayda metal tadı olur.
ÇAY DEMLEMENİN ALTIN KURALLARI
Taze ve soğuk su kullanın.
Daha iyi bir demleme ısısına ulaşmak için demliği ısıtın.
Çayın ölçüsüne dikkat edin; fazla çay koymak hem ekonomik değildir hem de
çay acı olur.
Su kaynadığı anda, suyu demliğe ekleyin.
Tüm lezzetin açığa çıkabilmesi için 3-5 dakika demleyin.
Eğer çayınızı süt ile içmek istiyorsanız daha iyi karışması için fincana
önce sütü koyun.
Çayı kuru, hava almaz bir kapta muhafaza edin.

ÇAYIMDAKİ SORUN NE?

*Çay sert ve acı:* Büyük olasılıkla fazla çay koymuşsunuzdur. Genellikle,
gerektiğini düşündüğümüzden daha azı yeterli olacaktır. Başlangıç olarak,
“bir ölçek de demlik için” kuralından vazgeçin. İkinci olasılık da
gereğinden daha uzun bir süre demlemenizdir. Çıkarılabilir filtreli
demlikler veya presli “cafetiere” tipi çaydanlıklar idealdir.
*Çay bulanık görünüyor*: Bu aslında iyi bir işaret olabilir; kaliteli çay
köpüklenebilir ve ışığı yansıtır. Ancak çay gerçekten çok bulanıksa ya su ya
da çay kötüdür.
*Çayda metalimsi bir tad var*: Bu sorun genellikle kötü sudan kaynaklanır
veya çay kalitesizdir.
*Çay tortulu görünüyor*: Bu da, genellikle kötü sudan kaynaklanır, sudaki
tortular bardağın veya fincanın yan duvarlarına yapışır. Sorun düşük
kaliteli, küçük yapraklı çayların kullanımına da bağlı olabilir. Şişe suyu
veya filtreden geçirilmiş su deneyin.
*Çayın tadı yavan*: Bunun nedeni kötü kalite çay kullanıyor olmanız.
Kendinize daha iyi davranın ve daha iyi çaylar kullanın. Suyu tekrar
kaynatmış veya servis yapmayan kaynamasını beklememiş olabilirsiniz.
*Çay tatsız*: Çay, rafınızda gereğinden uzun bir süre beklemiş olabilir.
Küçük miktarlarda ve sık sık çay alın, hem böylece değişik lezzetli çayları
da deneme şansınız olacaktır.

ÇAY ÇEŞİTLERİ
*Rize çayı*: Dünyanın en kaliteli çaylarından biridir. Katkı maddesi
kullanılmaksızın rengini doğallığından alması en önemli özelliğidir.
*Assam*: 1830′larda Hindistan’ın kuzeydoğu vilayetlerinden Assam’da
İskoçyalı Robert Bruce tarafından keşfedildi. Koyu renkli, güçlü ve
kokuludur.
*Seylan*: Küçük kalite farklılıkları ile Sri Lanka’dan gelen her çay bu
cinstendir. Kokulu ve aromalıdır.
*Darjeeling*: Nepal yakınlarındaki dağların doruklarında yetişir. Çayların
şampanyası da denilen Darjeeling’in tadı misket ya da frenk üzümüne
benzetilir.
*Earl Grey*: Darjeeling, Assam, Seylan siyah çaylarından birisi ile bergamot
yağının özel uyumunu yansıtır.
*English Breakfast*: Hindistan ve Seylan’ın çaylarından bir harman.
*Formosa Oolong*: Aroması şeftaliyi andıran Tayvan mahsulü.
*Gunpowder*: Toplandıktan sonra yapraklarının sıkıca sarıldığı yeşil Çin
çayı. Tad ve aroması ince ve kırılgandır.
*Jasmine*: Yasemin çiçekleri eklenmiş yeşil ya da siyah ve yeşil çay
karışımı.
*Lapsang Souchong*: “Souchong”, Çin orijinalinde çayın büyük yapraklarını
tanımlar. Kuvvetlidir, duman rengindedir ve zengin bir aroması vardır.
*Orange Pekoe*: “Pekoe” çayın küçük olan yaprak boyutlarını tanımlar. Bu
siyah çay kökenine ve işlenmesine bağlı olarak aromasında çeşitlilik
gösterir.

ÇAY NASIL SAKLANIR?

İyi işlenmiş siyah çaylar, vakumlu ambalajlarda veya kapalı teneke kutularda
iki yıla kadar dayanabilmesine rağmen, çayın tam olarak ne zaman
toplandığını tespit etmek zor olabilir. Çoğu çaylar, deniz yoluyla taşındığı
için satış noktalarına varmaları birkaç ay sürer. Yalnızca, mevsimlerin
belirgin olarak ayırdedilebildiği bölgelerde yetişen, Darjeeling gibi
birinci ve ikinci sürgünlerden alınan çayların toplanma zamanı
belirlenebilir. Örneğin, haziran ayında satılan birinci sürgünler üç
aylıktır. Bunlar gibi narin siyah çaylar en fazla altı ay dayanır ve bu
durum yeşil çaylar için de geçerlidir. Çayı koyu renkli ve hava almaz bir
kap içinde, rutubet ve buğulaşma tehlikesi olmayan bir yerde saklayın.
Baharatlardan ve keskin kokulu yiyeceklerden uzak tutun çünkü çay kolayca
bozulabilir.

ÇAYLA İLGİLİ BİRKAÇ NOT

Çay bitkisinin uçlarında ve dallarında küçük çiçekler açar. Meyve üç gözlü
kapsüldür. Çay bitkisinden yalnızca çay elde etmek için değil, ilaç üretmek
için de yararlanılır. Thea Sinensis ve Thea Assamica (Theaceae) çaygillerin
ekonomik açıdan en ilginç olanlarıdır. Literatüre bakılırsa, özellikle de
tropik ve astropik ormanlarda, 28 cins ve 520 türde karşımıza çıkar. Çayın
işlenmesi; soldurma, kıvırma, mayalama ve kurutulmayla yapılır.
Dört kilo yeşil yapraktan yaklaşık bir kilo çay elde edilir.
Avrupa’ya ilk çay 1610 yılında, o sırada henüz sekiz yıllık bir geçmişe
sahip olan Hollanda Doğu Hindistan Kumpanyası’nın bir gemisiyle geldi.
Buzlu çay, 1904′te Saint Louis Dünya Fuarı’nda icat edildi.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Vakit nakittir, nerede harcaman gerektiğine iyi karar vermen gerekir... Pişman olmayacaksınız...

Kategoriler

Arkadaşlarım

filinblogu